Notice: Undefined variable: description in /home/demir/public_html/news.php on line 166
Çocukların ölümü
Çocukların ölümü
Ebedî saadet vesîlesi
Birçok çocuk, henüz geldiği dünyadan çok şey anlamadan onu terk eder. Geride hüzün bırakırlar. Hele de yolları hasretle gözlenmiş, gelecek günlerine ait nice ümitler beslenmiş, hayaller kurulmuş, bıraktıkları boşluk dolmamışsa...
Biz bu hazin atmosfere girmeden şimdi dönüyor ve Asr-ı Saadet'ten bir hatırayı aktarıyoruz: "Allah Resulü (sav) sahabilerinden bir grupla oturduğunda yanında küçük çocuğu olan bir adam da onlar arasında yer alır, Allah Resulü'nü dinlerdi. Adam sohbete gelirken küçük çocuğunu da sırtında getirir, oturduğu zaman da onu önüne oturturdu. Daha sonra bu çocuk vefat etti. Adam da bu sohbet halkasına gelmez oldu. Sohbet meclisine geldiğinde bunun kendisine çocuğunu hatırlatacağı ve üzüntüsünü tazeleyeceği kanaatindeydi.
Resûlullah (sav) Efendimiz onun yokluğunu anlayınca; "Falanı neden göremiyorum?" diye sordu. "Ya Resûlullah! Sizin de görmüş olduğunuz o oğlu vefat etti" dediler.
Daha sonraki günlerde Resulullah (sav) onunla karşılaştı. Karşılaşınca da oğlunu sordu. Adam üzüntü içinde Allah Resulü'ne çocuğunun öldüğünü söyledi. Resulullah (sav), ona taziyede bulundu, üzüntüsünü paylaştı.
Sonra kendisine: "Hangisi daha çok hoşuna gider. Ömrün boyunca çocuğunla birlikte olup onun varlığından zevk almayı mı, yoksa yarın Cennet kapılarından her bir kapıya geldiğinde çocuğunun senden önce o kapıya gelip kapıyı sana açtığını görmeyi mi?" diye sordu.
Adam; "Ya Resûlullah! Benden önce Cennet kapısına gelmesi ve kapıyı bana açması elbette ki daha çok hoşuma gider" dedi. Allah Resulü (sav); "Bu senin için gerçekleşecektir" buyurdu. [1]
Üç çocuğunu kaybeden, Allah'ın lütfu ile cennettedir!
Allah Resulü'nün sahabelerinden bize ulaşan daha birçok hadis de aynı manayı farklı üsluplarla bize aktarır. Meselâ Âişe Vâlidemizden nakledilen bir hadiste Resûlullah (sav) Efendimiz şöyle buyurur: "İnsanlar arasından bir Müslüman, henüz ergenliğe ulaşmamış üç çocuğunu kaybederse, Allah bu çocuklara olan rahmeti sebebiyle o Müslüman'ı lütf-u ilâhîsi ile cennetine girdirir." [2] Hadisi yakın lafızlarla Ebu Hureyre ve Enes İbn Mâlik (ra) de rivâyet ederler. [3]
Elbette ki her bir hadis hemen okunup geçilmemeli, üzerinde imkân derecesine bir tefekkür devresi yaşanmalıdır. Aynı şey bu hadis için de geçerlidir. Bir anne-baba düşününüz: Yavruları dünyaya geliyor, onun dünyaya gelişiyle seviniyor, onu kucaklarına alıp büyütüyor, ihtiyaçlarını karşılıyor, onun için uykusuz kalıyor, onunla seviniyor, onunla üzülüyorlar. Onunla duyguları da büyüyor, o koşup; "anne" veya "baba" diyerek boyunlarına sarılınca duygu seline kapılıyorlar. Daha neler neler hissediyorlar. Sonra bu yavruyu kaybediyorlar.
Bununla da kalmıyor, sonradan yeni bir sevinç ve yeni bir gözyaşı devresi yaşıyorlar.
Ve üçüncüsünü... Eğer sonsuz rahmet sahibi Rabbimizin ebedî dünyada bahşedeceği ecir, mükâfat ümidi olmasa, üzüntüyle kararan gönülleri Yaratan'a teslimiyet ve onun rızasını elde etme ümidi aydınlatmasa karanlıklar ne kadar uzun sürer, sisler ne kadar uzun süre çöktüğü yerde kalır?
Ya iki çocuk?
Bir başka hadisi paylaşıyoruz. Ebu Sa'îd el-Hudrî (ra) anlatıyor: "Kadınlar Allah Resulü'nden kendilerine gün ayırmasını istediler. Resûlullah (sav) onlara ayırdığı günde vaaz etti ve konuşmasında: "Herhangi bir kadının üç çocuğu vefat ederse, bu çocuklar onunla ateş arasını perdelerler" buyurdu.
Kadınlardan birisi: "İki çocuğu?" dedi, Resûlullah (sav): "Ve iki çocuğu," diye cevap verdi. [4]
Ebu Hureyre'den (ra) gelen bu manadaki bir hadise kulak veriyoruz. O anlatıyor: "Bir kadın Allah Resulü'ne çocuğunu getirdi. "Ya Resûlullah! Çocuk rahatsız, beni korkutuyor. Ben üç çocuğumu gömdüm" dedi. Resûlullah (sav); "Üç tane mi gömdün?" diye sorunca kadın; "Evet" diye cevap verdi.
Onun bu cevabı üzerine Allah Resulü (sav); "Ateş ile kendi arana güçlü bir koruma duvarı ördün" buyurdu. [5]
Rahman'ın gönlümüze yerleştirdiği ümit ışığı, unutma nimeti, zaman zaman hatırlama ve dünyanın faniliğini idrak etme gerçeği iç içe yoğrulup bize ne kadar güzel şeyler söylerler ve bizleri ne kadar olgunlaştırırlar?
Hayat imtihanlar dünyasıdır, âhiret mükâfat veya ceza dünyası... İmtihan güzel geçerse, şüphesiz karşılığı da güzel olacaktır.
Yavrusunu kaybeden ve onun üzüntüsünü derinden hisseden bir kalbe Allah Resulü'nün verdiği müjdeyle sürdüğü merhem ne güzel. Kalpteki çocuk sevgisini silmeden, belki de artırarak üzüntüyü sevince dönüştürmek, yarınlara yönelik gönüllerde ümit meltemlerinin esmesine vesile olmak ne güzel. Ebedî saadeti, kimsenin veremeyeceği mükâfatların verildiği günü hatırlatmak ve hayat çizgisinin bu yönde olması gerektiğini vurgulamak da ne güzel bir tebliğ üslubu...
Notlar:
[1] Bu rivâyeti Muâviye İbn Kurrah, Allah Rasûlü'nün sahabelerinden olan babası Kurrah İbn İyâs el-Müzenî'den naklederek anlatır. Muâviye'nin rivayeti için bak: Sünen-i Nesâî, Cenâiz (4/ 23 ve 118) 118. sayfada, 22. bâbta yer alan nakil daha daha geniştir. Hadis, isnâdı sahih olan bir hadistir. (Câmiu'l-Usûl 9/ 594)
Çevrimiçi Ziyaretçiler : : 2
Toplam Üye Sayısı : : 1,411
Günlük Ziyaretçi Ziyaretçi : 681299 Site525 gündür açık 1297 ziyaretçi / gün e-mail Kayit Dagilimi